Kuzey Irak peşmerge için kararını verdi

Kuzey Irak Parlamentosu, peşmergenin Kobani’ye geçişini onayladı.

Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Parlamentosu, Suriye’nin Kobani

gönderilmesini oy birliğiyle kabul etti.

Peşmerge’nin IKBY’den Suriye’nin kuzeyindeki Kobani’ye ilk aşamada ağır silahlarla donatılmış 200 Peşmerge’nin gönderileceği bildirilmişti.

Adnan Oktar kapak olsun

Adnan Oktar kapak olsun

Adnan oktar ne diyor allahsiz dinsiz pkk  ?

ADNAN oktar kendisine bakmadan yaptigi programa bakmadan baskalarina allahsiz dinsiz diyebilirmi, yada su tabiri kullanirsak Dogru olmazmi Allah dinsiz Adnan oktar desek yeri degilmi, ceVresine toplandigi diz üstü yarim giyinen  bir Adam baskasina dinsiz diyorsa soru isareti birakir bence iste bir kac videosu ne de dersiniz baska insanalara dinsiz diyecek adammi bu ? isid yanlisi kendisini gösteren  dinle alakasi olmayan biri

Adnan oktar konusmasi , Adnan Oktar: Kadınlardan Hoşlanırım, Alemciyim, Neşeliyim, Peygambere Çekmişim, Beyaz tv den:

hasan cemal bahoz erdal röpordaji

hasan cemal bahoz erdal röpordaji

 

Bahoz Erdal diyor ki:

‘Ateşkes ilan ettik. Dediler ki ‘Yetmez çekilin.’ Şimdi de çekiliyoruz. Yarın ‘Bu da yetmez, silah bırakın’ derler. Bu olursa, bu tam bir dayatma olur. Teslimiyet dayatmasıdır bu. En zor koşullarda bile teslimiyeti kabullenmek PKK için mümkün değildir.’

‘Eğer fiili ateşkese devlet de uyarsa, PKK’nin silahlı unsurlarının çekilmesi büyük oranda iki ay içinde biter. Ancak Heron’ların dolaşması ile korucuların sayıları, karakol inşaatları ve bölgeye askeri sevkiyatın artışı devam ederse, çekilmenin sona ermesi sonbahar aylarına Sarkar.

 

Bahoz Erdal diyor ki:

‘Ateşkes ilan ettik. Dediler ki ‘Yetmez çekilin.’ Şimdi de çekiliyoruz. Yarın ‘Bu da yetmez, silah bırakın’ derler. Bu olursa, bu tam bir dayatma olur. Teslimiyet dayatmasıdır bu. En zor koşullarda bile teslimiyeti kabullenmek PKK için mümkün değildir.’

‘Eğer fiili ateşkese devlet de uyarsa, PKK’nin silahlı unsurlarının çekilmesi büyük oranda iki ay içinde biter. Ancak Heron’ların dolaşması ile korucuların sayıları, karakol inşaatları ve bölgeye askeri sevkiyatın artışı devam ederse, çekilmenin sona ermesi sonbahar aylarına sarkar.’

IRAK KÜRDİSTANI, Metina bölgesinde bir PKK kampı 

 

PKK’nın, kısa adı HPG olan silahlı kuvvetlerinin en önde gelen komutanlarından kod adı Bahoz Erdal olan Suriyeli Kürt Fehman Hüseyin ile biri gece, biri gündüz olmak üzere iki kez görüştük. PKK askeri gücünün Türkiye sorumlusu ya da Kürtlerin değişiyle Kuzey Kürdistan komutanı olan Bahoz Erdal ile ilk görüşmem, bir gece vakti dağların öbür yüzünde Çukurca olan Metina’daki bir köy evinde oldu.

Kürtçe’de kasırga, fırtına anlamına gelen Bahoz, 23 yıldır dağda ve 45 yaşında. Şam Üniversitesi’nde tıp okumuş. Murat Karayılan’dan sonra PKK silahlı güçlerinin, yani HPG’nin “Genelkurmay Başkanlığı”nı yapmış.

Soruyorum:

“PKK’ya katılmak nereden aklınıza geldi?”

Gülüyor:

“Bizi kandırdılar!”

Şöyle devam ediyor:

“Eskiden Osmanlı döneminde sınır yoktu ki bu topraklarda. Yazın, kışın kuzeyle güney arasında gidip gelirdi Kürtler. Sınırlar sonra çizildi. Suriye, Irak, Türkiye gibi… Biz de o zaman hiçbir devletin vatandaşı olmadık. Suriye’nin bize verdiği kâğıtta ‘Türkiye’den gelen yabancılar’ dendi. Bu kâğıtla Suriye’nin içinde yabancı olarak dolaşabilirdin. Ankara da bana ‘Suriye uyruklu terörist’ diyor…”

Bahoz Erdal, Dicle Nehri’nin Suriye tarafındaki Derik kasabasında doğmuş.

 

‘Çatışma olmasın diye bir saatlik yolu 3-4 saate çıkarıyoruz’

Kendisiyle çekilme konusunu konuşuyoruz. PKK’nın silahlı unsurlarının Türkiye sınırlarının dışına çekilme sürecindeki sorumlusu olan Bahoz Erdal, bu süreci PKK olarak çok ciddiye aldıklarını söylemekle birlikte bazı kaygılarını belirtiyor:

 

“Devlet tarafından imzalanmış bir kâğıt yok, anlaşma yok, TBMM kararı yok. İki silahlı güç 29 yıl savaşmış. Şimdi çekilme süreci başlarken, bu iki silahlı gücün unsurları arasında çatışma riski büyüktür. Devlet ateşkes dememiş… Biz PKK olarak hem cihaz (telsiz) yoluyla, hem de yazılı olarak kendi kadrolarımıza söyledik, ‘Geri çekilme sürecinde planlı, örgütlü, hedefli tek bir kurşun atılmayacak’ dedik. Şimdilik çatışma yok.  Ama gerilla çok özen gösteriyor. Çatışma olmasın diye dağda bir saatlik yolu 3-4 saate çıkarıyoruz.” 

Bahoz Erdal, Öcalan’a atıfla “Bu süreci Önderliğimiz başlattı. Biz de buna katılıyoruz. Devlete güvendiğimizden dolayı değil. Gece hareket ediyoruz. Çatışma riskini en aza indirmek istiyoruz çünkü.”

Bahoz Erdal, heyecanlı heyecanlı konuşan bir insan. Jestleri mimikleri hiç eksik olmuyor konuşurken. Gözlerini büyük büyük açıyor. Şu sözler de onun:

“Biz üstümüze düşeni yapıyoruz. Her gün telsizle konuşuyorum. Türk askeri de gergindir. Bir tilki geçer, bir hışırtı çıkar, kıyamet kopar. Onun için çok dikkatli olmamız lazım!”

 

Bahoz Erdal’dan sürece dair 4 eleştiri…

Bahoz Erdal’ın bu konuda Türk tarafına yönelik bazı eleştirileri var. Bu eleştirilerini dört noktada topluyor:

(1)Dağların tepelerinde keşif uçağı Heron’ların dolaşması…

(2)Sayıları arttırılan korucular…

(3)Hızlandırılan yeni karakol inşaatları…

(4)Bölgede askeri sevkiyatın ve faaliyetin gözle görülür şekilde artmış olması…

 

‘Korucular artık devletten çok bize çalışıyor ama…’

Bahoz Erdal, bu dört noktanın kendi taraflarında “sinirlilik” yarattığını belirtiyor. Ve şöyle devam ediyor:

“Ateşkes öncesi, savaş döneminde bu kadar keşif olmuyordu. Bu kadar Heron olmuyordu. Diyarbakır’da 48, Dersim’de 22 karakol çalışması başladı. Bütün bu noktalar bizi provoke etme potansiyeli taşıyor. Ateşkes var. Niye bu kadar karakol? Niye bu kadar keşif uçuşu? Niye bu kadar yeni korucu? Ayrıca bu korucular artık devletten çok bize çalışıyorlar, ama bir kısım korucuların savaştan menfaati var. Bitlis’in Mutki ilçesi korucuları… Silvan ilçesi korucuları… Uludere Şenoba korucuları… Bir kısım korucular zaman içinde çeteleştiler. Ergenekon’un gücü oldular. Bunlar bugünkü bu süreci, savaştan menfaat sağladıkları için sabote etmek isteyebilirler.”

 

‘Keşif uçakları sinirlilik hali yaratıyor’

Bahoz Erdal, çekilme sürecini konuşurken sözü 1999 örneğine getiriyor:

“Biz 1999 gibi bir şeye asla izin vermeyiz. Gerçek risk, çatışma riski taşıyan durumlara izin vermeyiz. Ama bakın, bir taraf savaş alanını terk ediyor, öbür taraf terk etmiyor. Silahlı bir güç, karşı tarafın silahlı denetiminde çekilmez. Bu keşif uçakları çok sinirlilik hali yaratıyor. Ve süreci aksatacak potansiyel taşıyor. Çünkü gerilla, kendi kuralı gereği Heron’lar uçarken, keşif yaparken durur, gitmez.”

Bahoz Erdal, devletin operasyon yapmadığını söylüyor. Yukarıdaki dört noktada topladığı nedenlerden dolayı, gerçek bir çatışma riskinin her zaman bulunduğunun altını çiziyor:

“Gerilla hareket halinde olmasa, çatışma riski çok az. Ama bakın, şu anda gece saatin 10 buçuğu. Onlarca gerilla Kuzey’den Güney’e hareket halinde. O yüzden dikkat etmek gerekiyor. Çekilme süreci aksamasın diye.”

 

‘Devlet fiili ateşkese uyarsa çekilme 2 ay içinde biter, yoksa sonbahara sarkar’

 

Kendisine çekilmenin ne kadar zamanda tamamlanacağını sorunca şu yanıtı veriyor:

“Eğer fiili ateşkese devlet de uyarsa, PKK’nin silahlı unsurlarının çekilmesi büyük oranda iki ay içinde biter. Ancak bu yukarıda sıraladığım dört unsur devam ederse, çekilmenin sona ermesi sonbahar aylarına sarkar.”

Elde silah savaşanların, barışın kıymetini çok iyi bildiklerini belirttikten sonra, “Heval Hasan” diyerek şunu ekliyor:

“Şaka yapmıyoruz. Süreci sahipleniyoruz. Savaşa nasıl ciddi yaklaştıysak, barışa da çok ciddi yaklaşıyoruz. Yoksa savaştan yorulmuş değiliz. Hem bizim durumumuz, hem de bölgesel koşullar bizim mücadelemizi çok daha ileriye götürmeye uygundur. Önderliğimiz siyasal hamleye karar verdi. Mektuplar geldi gitti, tartıştık ve Önderliğimizin arkasında durmaya karar verdik.”

“Süreçten umutlu musunuz” diye sorunca yanıtı şu oluyor:

“Barıştan umutluyuz. Ama devlete güvendiğimizden değil, Önderliğimizin öngörüsüne, süreci okumasına ve kendi öz gücümüze güvendiğimiz için umutluyuz barıştan…”

 

‘Asıl biz sormak zorundayız: Böyle bir devlete nasıl güvenelim?’

Bahoz Erdal, Türkiye’de Kürtlerin 90 yıldır kandırılmış olduğunu belirterek şunları da söylüyor:

“Kürt toplumu bu topraklarda devlete güvensizdir. 90 yıl boyunca kandırılmış, asimile edilmiş, yani Türkleştirilmek istenmiş, katliama uğramıştır. Şimdi bize soruyorlar, ‘PKK’ye nasıl güvenelim’ diyorlar. Oysa tam tersi geçerli. Bu ülkede Kürtlerin dili yasaklandı, kimliği inkâr edildi, Dersim’de, Zilan’da katliama Kürtler uğradı. Bütün bunlar yaşandıktan sonra kim, kime güvenecek bu memlekette? 4 bin köy yakıldı, yıkıldı. Binlerce faili meçhul yaşandı. Şimdi biz bütün bunlara maruz kaldık, asıl biz sormak zorundayız: Böyle bir devlete nasıl güvenelim?”

 

Bahoz Erdal’a göre Kürtlerde en çok alerji yaratan kelime ne?

Bahoz Erdal, “Biliyor musunuz Kürtlerde en alerji yaratan söz nedir?” dedikten sonra şöyle devam ediyor:

“Türklerle Kürtler kardeştir, biz etle tırnak gibiyiz!”

Sözü bir ara asimilasyon konusuna getiren Bahoz Erdal şöyle diyor:

“Bu Türkleştirme siyaseti ta Osmanlı dönemine, İttihat ve Terakki’ye gidiyor. Bu hâlâ bitmedi. Tayyip Erdoğan Almanya’ya gidiyor. Türkçe eğitim olmadığı için insanlık suçu eleştirisini dile getiriyor. Ama bizim ülkemizde hâlâ ana dilde Kürtçe inkâr ediliyor. Bülent Arınç, ‘Kürtçe medeniyet dili değildir’ diyor. Şunu iyi bilmek lazım: Ana dilde eğitim ve öğretim olmadığı müddetçe asimilasyon devam ediyor demektir.”

 

‘Kürtçe eğitim Türkiye’yi bölüyor, asimilasyon birleştiriyor mu?’

Bu konuda şöyle devam ediyor Bahoz Erdal:

“Kürtçe eğitim Türkiye’yi bölüyor da, bölecek de; Kürtlerin asimilasyonu, inkârı birleştiriyor mu, birleştirecek mi?”

Bahoz Erdal ile gece vakti iki saat süren köy evindeki sohbetimize ertesi sabah, Habur ve Zap sularının arasında kalan Metina bölgesindeki bir PKK kampında, PKK’nın deyişiyle “gerilla noktasında” devam ettik.

 

Ankara ipe un sererse, alternatif silahlı mücadele mi olacak?

Akşam sohbetimiz bir yerde kalmıştı. Ben konuyu bir hayat tarzı olarak dağdan, silahtan kopmanın, bundan vazgeçmenin zorluklarına getirmiştim. Sonra da Bahoz Erdal’a şunu sormuştum:

Eğer Ankara, AK Parti hükümeti, demokratikleşme konusunda barışın altını doldurma konusunda ipe un sererse, bunları yapmazsa o zaman silah, silahlı mücadele mi alternatif olacak?”

Bahoz Erdal bu soruma “1, 2, 3” diye tane tane cevap veriyor:

“1- Önderlik, bu sürece stratejik yaklaşıyor ve çok ciddidir. Devlet de böyle ciddi yaklaşmak zorunda.

2- Bu sürece her iki taraf da ne yenilgi, ne de zafer diye bakmalı. Bundan kaçınmak lazım. Her iki taraf için de kazançlı olan bir durumdur söz konusu olan çözüm süreci.

3- Çok abartılı iyimserlik de, abartılı karamsarlık da yanlıştır. Hem Türk tarafında, hem Kürt tarafında bu var. Bundan kaçınmak lazım.

4- Bizim için, PKK için, “1999’daki gibi çekilip gittiler” denmesin bu sefer. O zaman dört yıl heba oldu. Hiçbir şey yapılmadı. Bu bir daha tekrarlanmamalı. Devlet, yine 1999’daki gibi “Ben PKK’yi bölerim, etkisizleştiririm” derse, o zaman bize, Kürtlere söylenecek bir şey kalmaz. Bu bir tehdit değildir, objektif bir tespittir.

5- Bu süreçte zorlanan taraf biziz. Kadrolarımızı ikna etmekte zorlandık, zorlanıyoruz biraz. Kuzey’deki (Türkiye’deki) güçlerimizi çekilmeye ikna etmek kolay olmadı. Keşke telsizin başında olsaydınız, dinleseydiniz. Arkadaşlar bize en çok şu soruyu sordular: “Önderliğin durumu ne olacak?” Gerillanın en hassas, en duyarlı olduğu konu budur. Yani Önderliğimizin hapishane koşullarından, ev hapsinden özgürlüğe açılan yolu…

Bakın biz üzerimize düşeni yapıyoruz. Ön koşulsuz ateşkes, ön koşulsuz çekilme… Devlet de bunu görmeli…

 

‘Kürt sorunu çözülmeden PKK davasını bıraksa bile

ortaya PKK’den 10 kat daha radikal örgütler çıkar’

Bahoz Erdal şöyle devam ediyor:

“Ateşkes ilan ettik. Dediler ki ‘Yetmez çekilin.’ Şimdi de çekiliyoruz. Yarın ‘Bu da yetmez, silah bırakın’ derler. Bu olursa, bu tam bir dayatma olur. Teslimiyet dayatmasıdır bu. En zor koşullarda bile teslimiyeti kabullenmek PKK için mümkün değildir. Bu konuda Murat Karayılan’ın 25 Nisan’daki basın açıklamasında söylediği altı nokta çok önemlidir. Bakın, Kürt sorunu çözülmezse, PKK bu davayı yarın bıraksa bile PKK’den 10 kat daha radikal, fanatik örgütler çıkar ortaya. En temel insan hakkı olan ana dilde eğitim tanınmadan Kürt sorunu nasıl çözülecek?.. Eğer yarın Kürtlerde derin bir hayal kırıklığı uyanırsa o zaman ne olacak?.. Mesele silahı bırakıp bırakmamak değildir. Kürt sorununu çözmektir. Dağa çıkmanın nedenlerini ortadan kaldırmaktır.”

 

‘Bugün silahı kenara koyuyoruz, ama bu silahı bırakma demek değildir’

Bahoz Erdal, Öcalan ile aralarındaki ilişkinin diyalog, tartışma ve eleştiri üzerinden yürüdüğünü ve bu ilişkinin bir müritlik, tapınma ilişkisi olmadığını belirtiyor. “Yani bir Atakürt söz konusu değil mi, diyorsunuz” sorusuna gülmekle yetiniyor. Ve şunları söylüyor:

“Bizim ilişkimiz, birbirimizi anlama ve ikna üzerine kurulu bir ilişki tarzıdır. Bu yılların içinden süzülerek gelen, yılların getirdiği bir tecrübedir. En zor koşullardaki yoldaşlıktan kaynaklanan bir durumdur. PKK’nin sırrı burada saklıdır. Biz birbirimizi çok iyi tanır ve biliriz.”

“Yarın sıra silahların bırakılmasına mı geliyor” soruma cevabı şu oluyor:

 

“Biz şimdi bugün silahı bir kenara koyuyoruz. (Gülüyor) Bu silahı bırakma anlamında değildir.”

Bahoz Erdal’a çekilme süreci kapsamında gelmekte olan ilk gerilla grubunu soruyorum. Şöyle yanıtlıyor:

“Habire uyarı geliyor. ‘Aman PKK şovu olmasın, aman ikinci Habur olmasın.’ İyi güzel de, kendileri her gün süreçle ilgili şov yapıyorlar. Bize gelince ‘aman’ diye uyarıyorlar. Ayrıca biz çekiliyoruz, ama şöyle soru soruluyor; ‘Gerçekten çekildiler mi? Silahlı mı, silahsız mı çekildiler?’ Doğrusu bu sizin devlete bir şey beğendiremiyoruz.”

 

‘Türklüğünü seveceksin ama Kürtlükten nefret etmene gerek yok’

Türk milliyetçiliği konusunda da Bahoz Erdal’ın ciddi eleştirileri var. Şöyle diyor:

“Bu ülkede en az 20 milyon Kürt var. Ne yapacaksınız ki? Bu Kürtleri asimile edemediniz. Tamam, Türk milliyetçiliğine bir şey demiyorum. Ama maalesef bu Türk milliyetçiliği, Kürt düşmanlığı üzerinden geliştirildi. 80 yıldır devlet öyle bir dili geliştirdi, resmi tarih bunu yazdı ve resmi milliyetçilik anlayışı Kürt düşmanlığı üzerine oturtuldu. Tamam, Türklüğünü seveceksin ama Kürtlükten nefret etmene gerek yok. Bunun da değişmesi lazım.”

Son olarak, Bahoz Erdal’a PKK içinde şahinlik, güvercinlik, Suriye kanadı, İran kanadı, Alevilik, Sünnilik konusunu sordum.  Türk medyasının bir kısmında öteden beri kendisi “Suriye kanadı ve şahin” olarak, Cuma kod adlı Cemil Bayık da “İran kanadı” olarak geçtiği için bu soruyu sordum. Yanıtı şu oldu:

“Bunlar Türk devletinin psikolojik savaşıdır. Bunlar Türk devletinin Kürt toplumunda güvensizlik, PKK içinde çatlak yaratma çabasıdır. Bu konu çok işlendi. Bugüne kadar cevap verme gereği duymadık. Madem süreç başladı. Onun için konuşmak istiyorum.”

 

‘Suriye’den talimat alıyor, diyenler özür dileyecek mi?’

Bahoz Erdal şöyle devam etti:

“PKK, çok karmaşık, çok kapsamlı çok boyutlu mücadele yürütüyor öteden beri. Eğer bu örgütte iç didişme, iç çekişme olsaydı 1 Haziran 2004’ten sonra bu hâle gelebilir miydik? Devletin bir kısım medyayı alet ederek yürüttüğü psikolojik savaşın parçasıdır bütün bunlar. ‘Bunlar çözüm sürecini rahat bırakmazlar’ dendi. ‘Bunların hepsinin bu başkentlerle bağlantıları var’ dendi. Bunları kanal kanal dolaşıp söyleyenler, gazete köşelerinde yazanlar vardı. Peki şimdi ne oldu? Önderlik bir karar aldı, ciddiyetle yürütüyoruz. Şimdi soruyorum; kanal kanal dolaşıp ‘Suriye’den talimat alıyor’ diyenler şimdi ne diyecekler? Biz, Önderliğimizin kararını yekvücut götürüyoruz. Şimdi bunu görenler ‘Psikolojik savaşın aleti olduk, özür diliyoruz’ diyecekler mi?

Bahoz Erdal şöyle devam ediyor:

“Neredeyse her ay, bir haber çıktı. Benimle Karayılan arkadaş arasında anlaşmazlık var vesaire diye. Biz Murat Karayılan arkadaşla Suriye, Bekaa, Botan (Şırnak-Siirt-Van-Hakkâri) sahalarında birlikte pratik yürüttük. Savaş koşullarında omuz omuzaydık. O benim saha komutanımdı. Sonra bana devretti. Güney’e (Irak) geldi. HPG Ana Karargâh Komutanı’yken (PKK Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı anlamında) ben onun yardımcısıydım. 2004’te bana devretti bu komutanlığı. Biz onunla hep omuz omuzaydık. Biz ikimiz birbirimizin kafalarımızın için okuruz. Şimdi çözüm süreci başladığı için bu konuda medyanın uydurmalarına karşı Türk toplumuna bunları açıklamak mecburiyetinde kaldım.”

Bahoz Erdal’la toplam beş saate yakın sohbetimiz, ceviz ağacının altında yediğimiz öğlen yemeğiyle devam etti. Yarından itibaren bu köşede çekilme sürecini yazmaya başlayacağım.

Avrupa’da Kobanê eylemleri sürüyor

Avrupa’da Kobanê eylemleri sürüyor

Avrupa’nın birçok merkezinde alanlara çıkan Kürtler, Kobanê’ye yönelik DAİŞ saldırılarını ve uluslararası kamuoyunun özelde de Türkiye’nin eylemsizliğini protesto eden miting ve yürüyüşler gerçekleştirdi.

PARİS

Paris Kürt gençliği saat 18.30’da Paris’in en büyük garlarından olan Montparnasse Garı’nda Kobane direnişini duyurma için oturma eylemi gerçekleştirdi. Ellerinde, Kobane’deki katliama ve DAİŞ’in barbarlığına dikkat çeken dövizler taşıyan gençler kısa bir süre içerisinde polis ve jandarma kordonuna alındı.

Polis kordonuna karşın gençler sloganlarını kesmedi. Kobane’nin son durumuna dikkat çeken gençlerin kısa konuşmaları çevrede bulunanlar tarafından ilgiyle izlendi. 40 dakika sürdürülen eylem Cumartesi günü Paris’te yapılacak Republique büyük yürüyüşüne çağrıyla sonlandırıldı.

LİMBURG / SİEGEN

Almanya’nın Limburg şehrinde Kürdistanlılar ve dostları bir yürüyüş ve miting düzenleyerek Kobanê’deki DAİŞ saldırısı konusunda uluslararası güçlerin eylemsizliği protesto edildi.

Alman ver.di ve DGB sendikaları, Die Linke ve SDP gençlik kolları ve DİDF’in destek verdiği eyleme yaklaşık yüzlerce kişi katıldı. Mitingde DAİŞ çetelerinin saldırılarına karşı uluslararası kamuoyu eyleme çağrılırken YPG gerillalarının direnişi selamlandı.

Siegen’de de düzenlenen yürüyüşe 700 kişi katıldı. Almanların yoğun ilgi gösterdiği yürüyüşte direnişle dayanışma mesajları verildi.

BODENSEE

Bodensee ve çevresinde yaşayan Kürtler, Friedrichshafen şehrinde düzenlenen bir eylemde bir araya geldi. Alevi dernekleri, Alman Sol Parti ve Türkiyeli sol güçlerin destek verdiği eylem Buchhornplatz’da başladı. “Kobanê yalnız değildir” “DAİŞ katliamına son” yazılı pankartların taşındığı yürüyüşte PYD bayraklarının çokluğu dikkat çekti. Yürüyüş ardından kısa bir mitingin yapıldığı eylemde

GÖTTİNGEN

Almanya’nın Göttingen şehrinde bir haftadan bu yana süren çadır eylemi düzenlenen bir mitingle sonlandı. Şehir merkezinde toplanan 500 kadar Kürt ve dostları çok sayıda PKK bayrağıyla yürüyüşe geçti. Sık sık “Biji Berxwedana Kobanê” sloganlarının atıldığı eylemde PKK yasağına karşı da sloganlar atıldı.

Bugünkü Düsseldorf mitingine katılacak olan eylemciler Pazartesi günü yeniden Göttingen2de eylee geçecek.

WESEL

Almanya’nın Wesel kentinde Şengal’den Kobanê’ye serhildanı büyüt“ sloganıyla bir yürüyüş yapıldı.  Mala Ezidiyan tarafından organize edilen yürüyüşe bin kişi katıldı. SPD temsilcisi Ermeni derneği yöneticileri Sol Parti adına, Cem Evi ve NAV-DEM yöneticileri katıldı. Yapılan konuşmalarda DAİŞ kınandı

ASCHAFFENBURG

Almanya’nın Bayern eyaletine bağlı Aschaffenburg şehrinde bir yürüyüş düzenlendi. Demokratik Toplum Merkezi tarafından organize edilen yürüyüşe Halkevi Aschaffenbug ve Alman Solcu bir grupta destek verdi. Yaklaşık 400 kişi akşam saatlerinde saat 18:30’da Citygalerie merkezi’nin önünde bulunan bir meydanda biraraya geldi. YPG’de yetkili biri ile gerçekleşen Telefon bağlantısında YPG tarafından Kobane için sokaklara çıkanlara selam yollandı.

Yarım saat sonra Kobane direnişini konu alan pankart açarak yürüyüşe geçen kitle ‘Yaşasın YPG’nin direnişi’, ‘Türkiye finanse ediyor, İŞİD saldırıyor’, ‘Tüm İşgalciler Kürdistan’dan defolun!’ sloganları attı. Şehir merkezi içinde gerçekleşen yürüyüş esnasında Kobane’nin durumu üzerine açıklama okundu. Yanı sıra gençler Almanca bildiriler dağıttı. Vatandaşların ilgisini çeken yürüyüşte çok sayıda polisin güvenlik önlemi alması ise dikkat çekti. Bir saat süren eylem başlangıç noktasında kısa konuşmalar ardından son buldu.

STUTTGART

Almanya’nın Stuttgart şehrinde Schloss Platz meydanına kurulan Kobane direnişini sahiplenme çadır eylemi devam ediyor.

Stuttgart Schlossplatz meydanında Cuma günü sürekli açık tutulan çadırın 250 metre ilerisinde bölge DGB(demokratik güç birliği) bünyesinde OTKM savaş ve militarizme karşı örgütleri açtıkları çadır ve fotoğraf sergisi ile Kobane’nin direnişini sahiplendi. Açılan fotoğraf sergisinde Rojava devrimine dair yazılı bilgi ve fotoğraflar sergilendi. Açılan pankart, ve yerlere serilen kanlı kefenler ve katledilenleri simgeleyen cenaze ile DAİŞ çetelerinin döktüğü kana dikkat çekildi.

Eylemde Okunan bildirilerle şimdiye kadar Kobane’yi sahiplenme eylemleri hakkında bilgi verilirken Rojava devrimini sahiplenmeye, DAİŞ’e karşı mücadelelerini sürdüreceklerini açıklayan eylemciler yaptıkları canlı müzik ve dağıttıkları el ilanlarıyla Kobane direnişini sahiplenerek kamuoyunu dayanışmaya çağırdılar.

Daha sonra eylemciler Rojava ve Konane’deki direniş ve devrim selamlanarak, DAİŞ’e yardımların durdurulması ve YPG’nin halkı savunabilmesi için silah yardımının yapılması talep ettikleri bir miting gerçekleştirdi.

BORDEAUX

Fransa’nın Bordeaux şehrinde Kürtler Place de la Victoir’dan Tiyatro Meydanına kadar bir yürüyüş gerçekleştirdi. Yaklaşık 600 kişinin katıldığı yürüyüşte sık sık “Biji Berxwedana YPG”, “PKK halktır halk burada” “her yer Kobanê” sloganları atılırken yabancılar da eyleme büyük ilgi gösterdi.

Mitingde yapılan konuşmalarda Fransa’nın tampon bölge önerisi kınanırken Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik 9 Ekim komplosu da lanetlendi.

NANTES

Batı Fransa’nın Nantes şehrinde yaşayan Kürdistanlılar ve dostları akşam saatlerinde alanlara çıktı. Fransa Komünist Partisi, Alevi Kültür Derneği ve birçok Fransız kurumunun destek verdiği eylemde sağnak yağışa rağmen yüzlerce kişi buluştu.

Kent merkezindeki Platze du Royale’ye kadar DAİŞ çetelerini lanetleyen sloganlar atan eylemcilerle Fransız televizyonları röportajlar yaptı. Eylemde Türk devletinin Kürt göstericiler üzerinde uyguladığı teröre de dikkat çekildi ve kınandı.

Eylem “Kürdistan DAİŞ’e mezar olacak” sloganlarıyla sona erdi.

VİYANA

Avusturya’nın başkenti Viyana’da güçbirliği tarafından bir yürüyüş gerçekleştirildi. 17:30’da başlayan yürüyüş Avusturya parlamentosu önünde bir mitinge dönüştü. Kitle burada yarım saat eylem yaptı.

Beş binden fazla kişinin katıldığı mitinge Kobanê halkı ve direnişiyle dayanışma çağrısı yapıldı.

INNSBRUCK

Avusturya’nın Innsbruck şehrinde bir grup Kürt yurtseverinin başlatmış olduğu açlık grevi üçüncü gününde sonlandırıldı.

Grevin sonlandırılması nedeniyle bir miting düzenlenirken eyleme politikacılar Michael Raimon ve Dr. Doris Dialer da destek verdi.

Açlık grevine katılan eylemcilerle görüşen politikacılar eylemin amacı ve taleplerini ileterek Kobanê’deki aktüel durum konusunda bilgi verdi.

Daha sonra yüzlerce Kürdistanlının katıldığı eylemde DAİŞ çetelerinin saldırıları ve uluslararası duyarsızlık kınandı.

HELSİNKİ

Finlandiya’nın Helsinki şehrinde bir araya gelen Kürtler de Kobanê’deki saldırıları kınadı. Pazartesi gününden bu yana her gün saat 13’te parlamento ve AB temsilciliğinin önünde miting düzenleyen Kürdistanlar çok sayıda bildiri de dağıttı.

Türk konsolosluğunun önünde dün bir eylem gerçekleştiren Kürtler, Kuzey Kürdistan’daki gösterilerde onlarca kişinin polis ve polis destekli çeteler tarafından katledilmesini kınadı. Eylemde Kobanê’ye bir koridor açılması da istendi.

STOCKHOLM

İsveç’in başkenti Stockholm’de dün öğle saatlerinde DAİŞ çetelerinin saldırılarını protesto etmek ve Kobanê direnişine destek vemek için açlık grevine başlayan Kürdistanlılar akşam saatlerinde de bir gösteri yaptılar.

Saat 18.00 sularında Sergel Meydanı’nda açlık grevi yapılan çadırın önünde toplanan Kürdistanlıların gösterisi Kobanê direnişi ve Kürt Ulusal Mücadelesinde yaşamını yitiren devrim şehitleri için yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı.

Daha sonra konuşmalar yapan sivil toplum örgütlerinin temsilcileri DAİŞ çetelerine karşı direnen Kobanê halkının yanlız olmadığını ve sonuna kadar Kobanê direnişinin yanında olacakları mesajları verdiler ve İsveç Hükümeti, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’ne olası bir soykırımın engellenmesi için DAİŞ çetelerine müdahale etmeleri çağrısında bulundular.

Kobanê halkının direnişini desteklemek için Türkiye ve Kürdistan’da gösteri yapanlara yönelik şiddeti kınadılar ve şiddet ve terörle Kürt halkının mücadelesinin bastırılamayacağına vurgu yaptılar.

Kürtçe marş ve türkülerin söylendiği eylemde DAİŞ çetelerinin yanı sıra Türkiye’nin tutumunu protesto eden “Türkiye Kürdistan’dan defol”, “Kanlı ellerinizi Kobanê’den çekin”, “Faşist Erdoğan”, “Katil Erdoğan” gibi sloganlar atıldı.

25 kişiyle başlayan açlık grevine katılımlar artıyor ve açlık grevcileri konuşmalar yaparak ve bildiriler dağıtarak İsveç kamuoyunu Kobanê’deki gelişmeler hakkında bilgilendiriyorlar. Açlık grevine katılanlar arasında 14 yaşındaki orta okul öğrencilerinden 65 yaşına kadar Kürdistanın dört parçasından Kürtler bulunuyor.

Gösteride konuşma yapanlardan  14 yaşındaki orta okul öğrencisi Lara Örnsdahl, neden açlık grevine katıldığı sorumuzu,  “Ben Kobanê’de DAİŞ çetelerine karşı direnen halkımı desteklemek için açlık grevine katılıyorum. Onların yanlız olmadıklarını bilmelerini istiyorum. İngiltere, Fransa ve Almanya çok konuşuyor. Kürtlere yardım edeceğiz diyorlar ama yardım etmiyorlar. Ben onların askerlerini göndermelerini istiyorum. Halkımızın Kobanê’de direnebilmesi için yiyeceğe ve silaha ihtiyacı var” diyerek yanıtlıyor.

Fecriye Kahraman ise Kobanê halkının büyük bir tehditle karşı karşıya olduğunu ve televizyona yansıyan görüntülerin içini yaktığını söyledikten sonra “İnsan olan Kürtlere destek verir. Bakur, Başur Rojhalat bir olmalı. Hepimiz Kobanê’nin yanında olmalıyız. Dün Şengal’de, bugün Kobanê’de yarın da başka yerde halkımızı katledecekler. Mesut, Celal ne yapıyor? Onların imkanları var.  Ama görevlerini yapmıyorlar. Kürtler ölüyor. Onlar orada oturuyor” şeklinde konuşuyor.

GÄVLE

İsveç’in Gävle ilinde yaşayan Kürdistanlılar dün bir kez daha Kobanê için meydanlardaydılar. Dün bir yürüyüşle DAİŞ çetelerini protest eden Kürdistanlılar bugün de isveç siyasi partilerini harekete geçirmek amacıyla belediye binası önünde bir gösteri düzenlediler.

Ellerinde Kobanê direnişini selamlayan, DAİŞ çeteleri ve Türk Hükümeti’ni protesto eden pankrat ve dovizler taşıyan kürdistanlılar adına bir grup belediye yöneticileriyle görüştü. Belediye yöneticilerinin Kobanê’ye yardım için devreye girecekleri sözünü vermelerinden sonra, Kobanê hakkında hazırladıkları dosyayı yetkililere veren Kürdistanlılar eylemlerini sonlandırdılar.

Kürdistanlılar Pazar günü de il merkezindeki Södermalmstorg Meydanı’nda DAİŞ çetelerini protesto etmek için kitlesel bir gösteri yapacaklar.

kaynak: firat news

Akşam saatlerinde YPG’den IŞİD’e sert yanıt

Akşam saatlerinde YPG’den IŞİD’e sert yanıt

ypg catismaKobanê’de YPG güçleri insanlık düşmanı DAİŞ çetelerinin saldırılarına bugün akşam saatlerinde sert bir karşılık verdi, en az 12 çete üyesi öldürüldü.

ANF’nin haberine göre Kobanê’nin güney doğusunda kente saldırıda bulunan çeteler YPG güçlerinin direnişiyle karşılaştı. Çıkan çatışmada 12 çete üyesi öldürülürken, çatışmalar an itibariyle devam ediyordu.

YPG’liler bugün öğleden sonra Kobanê’nin batısındaki Çol Beg köyünde çeteleri hedef alarak, bir aracı imha etti ve 7 çete üyesini öldürdü.  Tüm cenazeler YPG’nin eline geçti.

Ayrıca kentin batısında saldırıda bulunan çeteler Menazê köyünde de YPG’nin pususuna düştü. Çatışmada bir araç imha edilirken, 6 çete üyesi öldürüldü. Bunlardan üçünün cenazesi YPG’lilerin eline geçti.

YPG Basın Merkezi bugün yaptığı bir açıklamada Cuma sabahından Cumartesi sabahına kadar Kobanê’nin doğu, batı ve güneyindeki çatışmalarda 68 çete üyesinin öldürüldüğünü bildirmişti

kaynak. rojevakurdistan.org

Koalisyon uçakları bombaladı, YPG iki köyü geri aldı

Koalisyon uçakları bombaladı, YPG iki köyü geri aldı

 

Koalisyon güçleri Mürşitpınar sınır kapısına ilerleyen IŞİD’i bombaladı. Yerel kaynaklar IŞİD’in kontrolünde olan Kobani’nin 40 kilometre kadar uzağındaki Celabrus kentinde, “Kobani’yi aldık” diyerek gösteri yaptığı, bu sahte kutlama gösterilerinde havaya binlerce mermi sıkıldığını aktardı. Yine IŞİD’in burada “Kobani’deki mallar size helal” diyerek insanları talana davet ettiği de belirtildi. Cumhuriyet gazetesinin haberi… 

IŞİD’in Kobani’ye yönelik saldırıları sürerken, IŞİD militanlarının Mürşitpınar sınır kapısına birkaç yüz metreye kadar ilerlediği belirtiliyor. YPG, Kobani’nin batısındaki 2 köyü IŞİD’den geri alırken, koalisyon uçakları ise Kobani çevresindeki IŞİD hedeflerini dün de bombaladı. Kobani’deki çatışmalar ise son birkaç güne göre biraz azaldı.

IŞİD’in Rojava’nın Kobani kentine 15 Eyül’de başlattığı saldırılar sürüyor. Kobani’ye kentin doğu, batı ve güneyinden saldıran IŞİD, Türkiye sınırına paralel olarak kuzeyden de sızma girişiminde  bulunuyor. IŞİD militanlarının kuzeydeki varlığı, Mürşitpınar sınır kapısına birkaç yüz metreye kadar ilerledi. Koalisyon güçleri bu bölgede IŞİD militanlarını 2 kez bombaladı. Kentteki çatışmalar, önceki günlere göre biraz azalmış görünse de yine de şiddetli biçimde devam ediyor.

YPG: İnisiyatif bizde

YPG de çatışmalarda mevzi kazanmaya başladı. Batı kesiminde azalma eğilimi gösteren çatışmalar, önceki gece saatlerinde oldukça şiddetlendi. Uzun süren çatışmalar sonrasında YPG, birkaç gündür IŞİD militanlarının elinde olan 2 köyü, IŞİD’den kurtardı. YPG, bu bölgede IŞİD’i Zorava Tepesi’ne kadar süpürdü. YPG’li bir kaynak, Kobani’de inisiyatifin YPG’nin elinde olduğunu söyledi. YPG’liler kentte şiddetli çatışmalar yaşandığını, IŞİD’e ağır kayıplar verdirildiğini bildirdi. IŞİD’in kendi kontrolünde olan bölgelerde ise Sünni Araplara “Kobani’yi aldık” propagandası yaptıkları bildirildi. Yerel kaynaklar IŞİD’in kontrolünde olan Kobani’nin 40 kilometre kadar uzağındaki Celabrus kentinde, “Kobani’yi aldık” diyerek gösteri yaptığı, bu sahte kutlama gösterilerinde havaya binlerce mermi sıkıldığını aktardı. Yine IŞİD’in burada “Kobani’deki mallar size helal” diyerek insanları talana davet ettiği de belirtildi.

Ambulanslara engel

Kobani’nin dünya ile tek bağlantısı olan ve sivil halkın ilaç ve gıda gibi yaşamsal ihtiyaçlarının karşılandığı Mürşitpınar’da ise üç günden bu yana çok sıkı denetimler gerçekleştiriliyor. Daha önce DBP’li belediyeler tarafından Türkiye’nin dört bir yanından kiralanarak Suruç’a getirilen, gönüllü doktor ve sağlık görevlilerinin çalıştığı ambulansların sınır kapısına geçişine Kobani protestolarında yaşanan olaylar nedeniyle ikinci bir emre kadar yasak getirildi. Bunun yerine artık Sağlık Bakanlığı’na bağlı ambulansların kapıya gitmesine izin verilmeye başlandı.

Kobani’den gelen yaralılar ve sivil halkın sağlık durumu ile ilgili olarak gönüllü olarak çalışan ekibin koordinasyonunda bulunan Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Dr. Cengiz Günay, dün ve önceki gün toplam 41 yaralı getirdiklerini, yaralıların bir çoğunun durumunun hafif olduğunu bildirdi. Günay, Suruç Devlet Hastanesi’nde çok sayıda doktorun gönüllü olarak görev yaptığını, bazı yaralıları Diyarbakır’a gönderdiklerini söyledi. Günay, Suruç’ta görev yapan doktorlar arasında hemen her branştan profesör düzeyine kadar gönüllü hekim bulunduğuna da dikkat çekti. Bu arada Kobani’de yaşanan çatışmalarda yaşamını yitiren 12 YPG’liden 3’ünün cenazesi üç gün önce, kalan 6’sının cenazesi ise dün Suruç’ta toprağa verildi. Kobani Kanton Yönetimi Sözcüsü Mahmud Beşar ise güvenlik nedeniyle köylerini boşaltarak kent merkezine yerleşen binlerce sivilin insani yardıma muhtaç olduğunu söyledi. Beşar, “Binlerce yurttaş güvenlik nedeniyle her şeylerini bırakarak kent merkezine geldi. Kobani de ambargo ve kuşatma altında olduğu için yaşamsal ihtiyaçlar karşılanamıyor. Bu nedenle sivil halka yiyecek, içecek, giyecek, ilaç, battaniye vb. yaşamsal gereksinimlere ihtiyacı bulunmaktadır. Kobani halkı aç ve susuz da kalsa direnişini sürdürecektir. Ancak tüm Kürdistan halkı, dostları ve uluslararası insani kurum ve kuruluşların da sorumluluk duygusuyla hareket ederek acil yardımda bulunması gerekiyor” dedi.

160 kişi rehin

Kobani’de 5 Ekim’de tahliye edilen ve aralarında gazetecilerin de bulunduğu yaklaşık 160 Kobanili 4 günden bu yana Suruç Fen Lisesi’nde tutuluyor. Ankara’dan gelen özel ekip tarafından sorgulanan Kobanililer ise açlık grevi başlattı. Okulun kapısında bekleyen askerler, milletvekili ve avukatlar dahil kimsenin içeri girmesine izin vermiyor. Kobanililer ve gazeteciler için insan hakları örgütleri ve gazetecilik meslek örgütleri çeşitli girişimlerde bulunacak. Eski Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan, Tavşanlı köyüne gelerek nöbet tutan halkı ziyaret etti. Doğan, “Haklı bir mücadele karşısında bu saldırılar amacına ulaşamayacak” dedi. Öte yandan Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Parlamentosu’ndan KDP, KYB, Goran, Hizbi Şui, Yek Gurti İslam, Komala İslami, Partiya Karkeren Rezderan Kurdistan parlamenterleri ve Ermeni temsilcinin Kobani’ye geçmesine 2 gündür “güvenlik gerekçesiyle” izin verilmiyor. HDP milletvekilleri Mülkiye Birtane ve Esat Canan’ın da eşlik etti.

kez saldıran çeteler YPG direnişiyle karşılaştı

kez saldıran çeteler YPG direnişiyle karşılaştı

25. gününe giren Kobanê direnişinde şiddetli çatışmalar devam ediyor. Dün gece özellikle doğu ve güney cephelerinden saldırıya geçen çeteler YPG/YPJ’nin cevabıyla karşılaştı. İlk bilgilere göre 33 çete üyesinin öldürüldüğü çatışmalar bu sabah saatlerinde yeniden şiddetlendi.

Kobanê’de dün gün boyu yedi kez saldırıya geçen ve her saldırısı YPG/YPJ direnişi ile kırılan DAİŞ çeteleri, dün geceden beri güney ve doğu cephelerinden yeniden saldırıya geçti.

DOĞU CEPHESİ

Bölgedeki muhabirlerin verdiği bilgilere göre doğu cephesinde, Kaniya Kurdan mahallesinde dün öğle saatlerinden bu yana çeteler dört ayrı saldırıda bulundu. Her dört saldırıda da YPG’nin direnişiyle karşılaşan çeteler ağır darbe aldı. Buradaki çatışmalarda 15 çete öldürüldü.

Son haftalarda çatışmaların yoğunlaştığı Miştenur’da da dün gece boyunca şiddetli çatışmalar yaşandı. Bir çete grubunu hedef alan YPG eyleminde 8 çete öldürüldü.

GÜNEY CEPHESİ

Güney cephesi; Halep ile Termik köyü yolu üzerinde dün gece başlayan şiddetli çatışmalar devam ediyor. Çatışmalarda şu ana kadar öğrenilebilen 10 çete öldürüldü, bir askeri araç da imha edildi.

BATI CEPHESİ

YPG savaşçıları, Batı cephesinde de bir çete noktasına yönelik eylem düzenledi. Burada çetelerin yerlerini bırakıp kaçtıkları bildirildi.

YENİ BİR SALDIRI

Çetelerin sabah saatlerinde ellerindeki tüm ağır silahlarla  her üç cepheden yeni bir saldırı başlattıkları da öğrenildi.

ANF

CNN International geri adım atmadı: Orası ‘Kürtler’in haritası

CNN International, Türkiye’nin bir bölgesini de kapsayan ve ‘Kürdistan’ı gösterdiği öne sürülen haritasıyla ilgili şikayet mektubuna, “hata yapmadık, Kürtlerin yaşadıkları yerleri kast ettik’ yanıtını Verdi.

CNN International’ın Halkla İlişkilerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Allison Gollust, Türk-Amerikan toplumunun söz konusu haritayla ilgili şikayetine yanıt gönderdi.

“O BÖLGEDE YAŞAYANLAR KASTEDİLDİ” 
Başkan Yardımcısı Gollust’un, Başbakanlık Yurtdışı Türkler Başkanlığı Danışma Kurulu üyelerinden Ali Çınar’a gönderdiği yazıda, Doğu ve Güney Anadolu bölgelerini de kapsayan haritayla ilgili bir hata olmadığını, haritada o bölgede yaşayanları kastettiklerini belirtti. Yayınladıkları haberin IŞİD ile bağlantılı olduğunu bildiren Gollust, haritayla bölgedeki Kürt varlığını kastettiklerini ifade etti.

Çınar, “CNN özür dileyene kadar mücadelemiz devam edecek” dedi. CNN’in art niyeti olduğunu belirten Çınar, şunları kaydetti:

“CNN hatasını kabul etmeyip hatasında ısrar etmekle, basın ilkelerine uymadı. Örneğin Amerika’nın Teksas ve Florida eyaletinde Latin asıllıların oranının yüzde 90’ın üzerinde olduğu gerçeği var diye, Amerikan haritasında bu bölgeyi Meksika diye belirtebilir miyiz? En fazla, Kürt kökenlilerin yoğun olarak yaşadığı bölge diyebiliriz.”

Çınar, “Türkiye içinde Kürt çoğunluğun olduğu yerlere de Kürdistan olarak isim verilemez ve bu yüzden biz CNN’in yayınında kasıt ararız” dedi.

Çınar, CNN’e yazdığı cevap yazısında ayrıca, 21. yüzyılda bölgeyi etnik köken olarak ayırmanın “düşmanlık tohumları eken tehlikeli bir oyun” olduğunu ifade ederken, söz konusu bölgede yaşayanların tamamının da Kürt kökenli vatandaşlardan oluşmadığını sözlerine ekledi. (AA)

DAIŞ çeteleri bir sivili katletti

Kobanê’deki tarihi direnişi aşamayan ve ağır darbeler yiyen DAİŞ çeteleri sivil halka yöneliyor. Çeteler, suikastle, Kobanê’nin batısında yer alan Til Şe’îr köyünden bir köylüyü katletti.

ANHA muhabirleri, saat 16:00 sularında iki sınır arasında mahsur kalan Til Şe’ir köyünden henüz ismi öğrenilemeyen bir köylünün DAIŞ çetelerinin suikastı sonucu yaşamını yitirdiğini bildirdi.

Muhabirler, köylünün cenazesinin, alana hakim olan yüksek tepede konumlana çetelerin suikastleri yüzünden alınamadığını ve öylece yerde kaldığını kaydetti.

Kobanê Kantonu hükümeti bugün yazılı bir açıklamayla Kobanê’deki sivillerin çetelerin katliamlarından korunması için insani koridor açılması çağrısında bulunmuş, YPG de açıklamasında Kobanê direnişini kıramayan çetelerin kent merkezindeki sivilleri tank ve toplarla bombaladığına dikkat çekmişti.

Kaynak:www.firatnews.com